
Kamuda görev yapan hekimlerin özel sektöre geçişini yavaşlatmak ve emeklilik dönemlerindeki yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla 2019 yılında hayata geçirilen "İlave Ödeme" uygulaması, tıp dünyasında giderek büyüyen bir adaletsizlik krizine dönüştü. Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen 84. Madde kapsamında uzman ve pratisyen hekimlere her ay ödenen bu devasa destek; akademik kariyer yapmış profesörleri, doçentleri ve siyasete atılmış hekimleri adeta cezalandırıyor.
2026 yılının ikinci yarısı itibarıyla katsayı artışlarıyla birlikte zirveye ulaşan ilave ödemeler, hocalar ile kendi yetiştirdikleri uzman öğrencileri arasındaki maaş makasını inanılmaz boyutlara ulaştırdı.
Emekli Hocalara Neden İlave Ödeme Verilmiyor?
Krizin temelinde, ilgili yasada yer alan çok kritik bir istisna maddesi yatıyor. Kanuna göre; emekli bir hekimin ilave ödemeden yararlanabilmesi için "makam tazminatı" almıyor olması ve hiçbir sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışmaması (muayenehaneler hariç) şart koşuluyor.
Bir tıp profesörü veya doçenti emekli olduğunda, akademik unvanından dolayı cüzi miktarlarda (yaklaşık 15 bin TL civarı) makam ve görev tazminatı alıyor. Ancak yasa, "Sen zaten makam tazminatı alıyorsun" diyerek, bu hocaları güncel tutarı 40.963 TL'ye ulaşan dev ilave ödeme sisteminin tamamen dışında bırakıyor.
Öğrenci Hocadan Fazla Alıyor
Temmuz 2026 katsayılarıyla güncellenen maaş tablolarına bakıldığında, yıllarını akademiye vermiş isimlerin uğradığı maddi kayıp net bir şekilde ortaya çıkıyor:
Uzman Hekim (25 Yıl Hizmet): Makam tazminatı olmadığı için 40.963 TL ilave ödeme alıyor. Toplam emekli maaşı 90.824 TL'yi buluyor.
Uzman Olmayan Hekim (Pratisyen): 31.510 TL ilave ödemeyle toplam maaşı 80.772 TL'ye ulaşıyor.
Tıp Kökenli Doçent (Hoca): 15.755 TL makam tazminatı aldığı için ilave ödemeden men ediliyor. 25 yıllık hizmetine rağmen toplam maaşı 68.739 TL'de kalıyor.
Bu tabloya göre; bir tıp doçenti, bizzat eğitim verip mezun ettiği uzman hekimden her ay 22.085 TL, uzman dahi olmayan bir hekimden ise 12.033 TL daha düşük emekli maaşına mahkum ediliyor. Benzer şekilde, hizmet yılı üç yıldan az olan profesörlerin maaşları da (79.847 TL) kendi yetiştirdikleri uzman hekimlerin gerisinde kalıyor.
Eski Belediye Başkanı Hekimler de "Makam" Kurbanı
İlave ödeme mağduriyeti sadece akademiyle sınırlı değil. Kariyerinin bir döneminde halkın oylarıyla seçilip il veya ilçe belediye başkanlığı yapmış olan hekimler de bu sistemin dışına itiliyor.
Eski bir belediye başkanı hekim, makamından dolayı bağlanan yaklaşık 18 bin TL'lik tazminat yüzünden, asıl mesleği olan hekimlikten kaynaklanan 40 bin TL'lik ilave ödemeyi alamıyor. Bu durum, siyasete girip ülkeye hizmet etmiş doktorların aylık 22 bin TL'yi aşan gelir kaybı yaşamasına neden oluyor.
SSK ve Bağ-Kur'dan Emekli Olan Hekimler Tamamen Unutuldu
Yasanın yarattığı bir diğer büyük uçurum ise çalışma statüsünde yaşanıyor. Kamuda mecburi hizmetini tamamladıktan sonra özel hastanelere geçen veya kendi polikliniğini açarak SSK (4A) ya da Bağ-Kur (4B) statüsünden emekli olan binlerce hekim, ilave ödemenin tamamen dışında tutuluyor. Tabipler Odası ve sendikalar, "Emeklilikte statü ayrımı olmaz, tüm hekimler aynı ilave ödemeden faydalanmalıdır" diyerek yüzlerce emsal dava açmış durumda.


